Fehmi Koru


Yeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı…

‘Başkanlık sistemi’ denilince ilk akla gelen ülke olan ABD’de, bakan sözcüğü yerine ‘sekreter’ sözcüğü kullanılır; o sistemde bakanlar başkanın sekreterleri mesabesindedir çünkü…


Dün bir gece sürpriziyle karşılaştık: İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, görevden af edilmelerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan istemişler, Cumhurbaşkanı da kabul buyurmuş ve İçişleri Bakanı olarak Mustafa Çiftçi’yi, Adalet Bakanı olarak da Akın Gürlek’i atamış…

Gidenlere “Güle, güle”, yeni bakanlara da “Hayırlı olsun” demek adettendir…

Af talepleri kabul edilen bakanlar, umarım, hayal kırıklığı yaşamıyorlardır.

Her iki bakan da görevden alınmalarını sorgulamayı gerektirmeyecek icraatlar yaptılar…

İstanbul valiliği sırasında, Avrupa’nın en kalabalık, en kozmopolit kentinde fazla taraf tutmayan dengeli bir tavır sergilemişti Yerlikaya, bakanlığında ise atayan makamın beklentilerine tamamen uydu.

Tunç da, bakan olduğunda, kendisini Meclis’ten ve özel hayatından tanıyanlar, görev alanına giren sorunlu konularda demokrat bir tavır sahibi olacağı tezkiyesinde bulunmuşlardı; ağzından “Yargı bağımsızdır; Türkiye demokratik, hukuk devletidir” kalıp cümlesi sürekli dökülse de, o cümlede yer alan ilkeleri görevine taşımadı.

Eminim, yukarıdaki iki paragrafı okuyan herkes aynı soruyu düşünmüştür: Neden bu iki bakan görevden alındı öyleyse?

İktidarın küçük ortağı MHP’nin ortaklığın devamını zorlayacak biçimde lider düzeyinde bu iki bakandan rahatsızlık duyduğu bir süredir haberlere konu olmaktaydı.

Özellikle sürdürülmekte olan sürecin selameti açısından ihtilaflardan iktidarın sakınması gerekiyor.

Her geçen günle seçime biraz daha yaklaşılıyor; seçim öncelerinde içişleri ile adalet bakanlıklarının başında daha güvenilir isimlerin bulunması istenir.

2017 referandumuyla sistem değişikliğine gidildiğinde, diğer köklü farklılaşmalar yanında bir başka ayrıntı daha dikkatleri çekmişti: Eskiden, her seçim öncesinde, partili içişleri, adalet ve ulaştırma bakanları yerlerini tarafsız isimlere bırakırlardı; yeni sistem bu zorunluluğa son verdi.

Artık bu üç bakanlıkta seçime gidilirken tarafsız isimler bulunması gerekmiyor. Bakanların en taraflı isimler olması mümkün günümüzde…

İçişleri’ne gelen Çiftçi ile Adalet’e atanan Gürlek muhtemelen önümüzdeki seçimde görevde olacaklar.

[Epeydir beklenen bakanlar kurulu değişikliğinin yalnızca bu iki bakanlıkla sınırlı kalmasını, bazı yorumcular, seçimin fazla uzak olmayan bir tarihe çekileceğinin işareti olarak değerlendiriyor. Erken seçim tarihi için belirleyici olacak işaret, hala Mehmet Şimşek’in görevinden affını istemesi ve bunun kabul edildiğinin açıklanmasıdır.]

Yukarıda değindiğim üzere, aslında başka örneklerle de bilindiği için, atanan bakanların şimdiye kadarki hayatlarına bakarak bundan sonra nasıl bir icraat izleyecekleri hakkında kanaat belirtmenin fazla bir anlamı yok.

Zaten, başkanlık sistemlerinde, müsteşarlık makamı kaldırıldığı için, bakanlıklar parlamenter sistemlerde müsteşar neyse ona benzer bir konumda sayılır.

Başkanlık sistemi’ denilince ilk akla gelen ülke olan ABD’de, bakan sözcüğü yerine ‘sekreter’ sözcüğü kullanılır; o sistemde bakanlar başkanın sekreterleri mesabesindedir çünkü…

Kendilerine başkanın çizdiği alanda ve yine onun verdiği görevleri yerine getirerek icraat yapar bakanlar.

Mustafa Çiftçi ve Akın Gürlek de ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ içerisinde bakanlık yapacaklar.

Gelenlere adet yerini bulsun diye “Hoş geldiniz” derken, gidenlere “Uğurlar osun” demekte zorlanıyorum..

Muhalefetin yeni bakanları karşılaması Meclis’e kavga olarak yansıdı.

Türkiye’nin gözünün en önündeki bakanlıklara atandı Mustafa Çiftçi ile Akın Gürlek… Meclis dışından atandıkları için Meclis’te yemin ederek görevlerine başlayacaklar. Ettikleri yemini görevleri boyunca unutmamaları beklenir.

Özellikle de yeminin tamamen görevleriyle ilgili şu bölümünü: “Toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma…”

Toplumun huzur ve refahı…

Millî dayanışma ve adalet anlayışı…

Herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması…

Anayasaya sadakat…

Biri valilikten, diğeri de Adalet bakan yardımcılığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan geldikleri için, bu esasların değerini elbette bilirler…

Muhafazakar kimlikle tanınıyorlar; o kimliğin ağırlığı da üzerlerinde…

Bakan atanmayla birlikte artık siyasi birer kişiliğe dönüştükleri için, yemine yansıyan temel ilkeleri icraatlarına yansıtmaları kendilerinden beklenecektir.

Her ne kadar ‘başkanlık sistemi’ içerisinde bakanlık yapacak olsalar da…

Daha önceki görevleri de lüzumsuz tartışmalardan uzak durmalarını gerektiriyordu, ama oturacakları hassas koltuklarda partizanlık kokan icraatlar hemen fark edileceği için, bu konuda daha da hassas davranmalılar.

Davranmazlarsa ne olur?

Soru önemli; bir süre bekledikten sonra, bakanlıktan ayılmalarını takiben karşılaştıkları muameleyi öğrenmek için, selefleri Ali Yerlikaya ile Yılmaz Tunç’a başvurabilirler…

https://www.karar.com/yazarlar/fehmi-koru/yeni-gelen-bakanlara-hosgeldiniz-yazisi-1606855