Şöyle bir gelenek vardır; yeni yılın ilk yazısı iyimser olur, umut verici olur, heyecan verici olur…
Kusura bakmayın 2026 yılının ilk yazısı böyle olmayacak. Gerçeği dile getirmenin kimseye zararı yok. Tam tersi gerçeğin üzerini örtmenin herkese zararı var…2025 kötü geçti hem de çok kötü geçti. 2026’nın daha kötü, daha sert, daha çekişmeli, daha vahşi geçeceği ortada…
Ekonomiye geleceğim… Gündemde PKK’nın silah bırakma meselesi var. Şam ordusuna katılmakta direnen PKK’nın Suriye kolu olan YPG meselesi var.
İşlerin iyi gitmediği, tıkanıklık olduğu ortada. 10 Mart mutabakatının hayata geçirilme süresi dün doldu. SDG diye adlandırılan yapının Ahmet Şara’nın kurduğu orduya entegrasyonu gerçekleşmedi…
Öcalan’nın yeni yıl mesajını görmüşünüzdür. Lafı ortalamış. Hem SDG’nin adem-i merkeziyetçilik ısrarına karşı çıkmıyor hem de merkezi otoriteye entegre olmalarını istiyor… Ne dediği anlaşılmasın istemiş!...
Milli Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklama da çok önemli. Şöyle deniliyor; ‘Suriye hükümeti birlik ve bütünlüğü için bir inisiyatif almaya karar verirse Türkiye ona destek olacaktır’
Bunun anlamı şu; Şam SDG’ye yönelik askeri operasyon yaparsa elimizi taşın altına sokarız!..
Bölgede sular ısınıyor…
Bu gelişme PKK’nın silah bırakmasını nasıl etkiler. Terörsüz Türkiye sürecini baltalar mı, durdurur mu; bilemiyorum…
Ama ülkede gerginlik yaratacağını tahmin etmek için siyaset uzmanı olmaya gerek yok…
9 Mart’ta büyük bir dava başlıyor. İBB Başkanı İmamoğlu ve arkadaşlarının yargılanmasına başlanacak. Sırf bu dava için Silivri Cezaevi’nin yanında 3000 kişilik salon yapılıyor… Duruşmaların bir türlü başlamamasının sebebi bu… Salon inşaatı bitmedi. TOKİ harıl harıl çalışıyor.
Siyaset bu dava nedeniyle gerilecek… Liderler arasında sert atışmalar yaşanacak. Belki savunmalar topluma yansımasın diye yayın yasakları gelecek.
Silivri üzerinden yaşanacak siyasal gerginlik toplumun hücrelerine kadar yansıyacak…
Siyasetteki sert havanın ekonomiyi etkilediğini artık ezbere biliyoruz. Yüz kere yaşayarak öğrendik… Enflasyon beklenen hızla düşmeyecek. Düşse bile hayat pahalılığı sürecek…
Enflasyon sıfıra inse bile hayat pahalılığı yakıcı olmaya devam edecek. 60 lira olan domates 30 liraya, 20 liraya inmeyeceğine göre çalışanın veya emeklinin 60 liralık domatesi rahat alacak gelir seviyesine çıkması gerekir…
Yani cüzdana giren paranın ikiye katlanması lazım…
İktidarın böyle bir niyeti yok. Ne asgari ücreti yaşanabilir seviyeye çıkarma derdi var ne de en düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine getirmeye…
Görünen köy kılavuz istemez; 2026 yılı 2025’i mumla aratacak…
Toplumun geniş kesimi hayat pahalılığı altında ezilmeye devam edecek. Üstüne dış ve iç siyasi krizler gelirse seyreyleyin gümbürtüyü.
2025 biterken başımıza bir de İŞİD belası çıktı. Yalova’da üç polisimizin şehit edilmesinden sonra önce 21 ilde operasyon yapıldı 357 kişi gözaltına alındı. Birgün sonra 25 ilde yeni bir operasyon yapıldı 125 kişinin yakalandığı açıklandı. 500’e yakın İŞİD militanı…
Düşündürücü…
Dönelim yazının başına… Bu gerçeklerle yüz yüzeyken; 2025 kötü geçti hem de çok kötü geçti. 2026’nın daha kötü, daha sert, daha çekişmeli, daha vahşi geçeceği ortada demekte haksız mıyım?
Kötümser miyim, gerçekçi miyim?
Kararı siz verin…
https://halktv.com.tr/makale/2026-yili-2025i-mumla-aratacak-997386