Çiğdem Toker

Tarih: 20.02.2026 11:54

Acele kamulaştırma ya da mülksüzleştirme politikası

Facebook Twitter Linked-in

Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç, Karacahisar, Kayaderesi.

Bu 7 köyün adı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanmış acele kamulaştırma kararında geçiyor.

Karar ile Erdoğan, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne acele kamulaştırma için yetki veriyor.

Başka bir anlatımla, Limak ile İçtaş Enerji’nin ortak şirketi YK Enerji, açık kömür madenciliği yapabilsin diye bu 7 köyde yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları mülksüzleştiriliyor. (Kararda şirketin adı yazmıyor elbette ama kararın kimin için çıkarıldığı malûm.)

***

10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 10848 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, tam 17 sayfadan oluşuyor.

Karar birinci sayfada anlatılıp bitiyor. Peki ekli 16 sayfada ne var?

16 sayfa boyunca, yazının girişinde andığım 7 köydeki parseller listeleniyor. Öyle uzun….

CHP Genel Başkanı Özgür Özel geçen haftaki Muğla mitinginde bu konuya geniş yer ayırdı. Cumhurbaşkanı’nın kendisine savaş ve olağanüstü durumlar için yasayla tanınan “acele kamulaştırma” yetkisini Akbelen Ormanı için kullandığını anlattı. Doğru. Ama aması var. Kalanını, o ince detayı ile anlatalım:

-Savaş ve yurt savunması gibi olağanüstü durumlar dışında, Kamulaştırma Kanunu’nda anılan bir durum daha söz konusu:

“Aceleliğine Bakanlar Kurulu tarafından karar verilen haller”

Şu ifadedeki sonsuz/sınırsız takdir yetkisini görüyor musunuz? Bakanlar Kurulu, size bana hiç de acele görünmeyen herhangi bir durumun acele olduğuna karar verebilecek ve acele kamulaştırma kararı alabilecek.

Şimdi gelelim bugüne.

Şaibeli 2017 referandumunda çıkan tartışmalı sonuca bağlı olarak, 2018 yılında yönetim sistemi değişti bildiğimiz gibi.

Bakanlar Kurulu bir erk olarak rahmetlik oldu. Bakanlar Kurulu’nun yetkili olduğu bütün alanlar Cumhurbaşkanı’nın yetki alanına taşındı. Dolayısıyla, o günden beri, sayısız yetkide olduğu gibi acele kamulaştırma konusunda da tek yetkili, Cumhurbaşkanı.

2011 sonrası şahlanan acele kamulaştırma

Dolayısıyla güncel durumda, Akbelen ormanlık alanında, Milas’a bağlı 7 köyde acele kamulaştırmanın gerekli olduğuna, tek başına Cumhurbaşkanı karar verebiliyor. Nitekim öyle yaptı. Dahasını söyleyelim, böyle olacağı geçen sene Limak ile İçtaş için çıkarılan o kanun görüşülürken belliydi. Bol bol konuşulmuştu.

-Bir diğer önemli konu şudur ki; 2000’li yılların ilk yarısına kadar çok çok sınırlı kullanılan bir yol olan acele kamulaştırma, AKP’nin birinci parti çıktığı üçüncü seçimin ardından şaha kalkmıştır.  Yurdun dört bir yanındaki yüzlerce yenilenebilir enerji santralları, havalimanları, otoyollar, tüneller, hastaneler, toplu konutlar, Kanal İstanbul işleri hep acele kamulaştırma yoluyla tamamlanmıştır.

Son 12-13 yılda Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı kararıyla verilen acele kamulaştırma kararı, yüzlerle değil binlerle ifade edilecek kadar çoktur. Bütün bunlar, “aceleleliğine” 2018 öncesi Bakanlar Kurulu’nun, 2018 sonrası da bir kişinin, yani Cumhurbaşkanı’nın karar vermesiyle mümkün olabilmiştir.

Her derde deva maymuncuk

Sözün kısası; AKP iktidarı acele kamulaştırmayı, adeta her derde deva bir legal maymuncuk olarak kullanmış ve kullanmaya devam etmektedir.

Tıpkı kamu ihalelerinde istediği işi istediği şirkete vermek için kullandığı Kamu İhale Kanunu’ndaki 21/b maddesi gibi. Normal kamulaştırma yolu kullanılsa yıllar sürebilecek kamulaştırma işlemleri; “aceleliğine Bakanlar Kurulu” sonra da Cumhurbaşkanı’nın karar vermesiyle haftalar içinde hallolmuş, ülkemiz de bu yolla güzide yatırımcı şirketler sayesinde güzide yatırımlara bu yolla kavuşmuştur.

Vatandaşın gözyaşları, gelecek ve geçim sıkıntısı şüphesiz dikkate alınmamıştır. Tıpkı bugünkü Yeniköy ve Kemerköy termik santrallarını işleten şirketlerin ihtiyacı olan kamulaştırmanın aceleyle yapılmasında olduğu gibi.

***

Dün acele kamulaştırma kararından etkilenen köylerde yaşayan bir grup vatandaşın TBMM’yi ziyareti, birçok muhalefet partisini bir araya getirdi.

Partilerin yöneticileri açıklama yaptı.

Meclis’e gelen köylülerden biri Ayşe Günay’dı.

O listedeki Karacahisar köyünden. Dedi ki:

"Ben atalarımın kemiklerini oradan oraya taşımak istemiyorum. Çok üzülüyorum. Ankara'yı hep merak ederdim ama bu şekilde köyümü kurtarmak için Ankara'ya geleceğim hiç aklıma gelmezdi. Buraya hep ağlayarak geldik, ağlayarak gittik.”

Parti yöneticilerinin TBMM’de yaptığı açıklamalar, durum tespiti ile sınırlı kalıyor.

Hüküm doğurma gücü yok.

Yok, çünkü acele kamulaştırma yetkisini, şirket çıkarlarını önceleyen şekilde kullanımını durduracak ne denge denetim mekanizması var artık ne de kamu yararına aykırılığı hemen saptayıp gerekli kararı yargı verse dahi bunu uygulayacak bir idari yapı.

Şirketler kazansın diye “tasallut” sürüyor.

Zerre karşılığı olmayan vicdan çağrıları ise boşlukta yankılanmaya devam ediyor.

https://t24.com.tr/yazarlar/cigdem-toker/acele-kamulastirma-ya-da-mulksuzlestirme-politikasi,53886


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-DT9JLG88B3