Kayseri’nin yaklaşık 20 kilometre kuzeydoğusunda, Orta Anadolu platosunun en yüksek dağı olan Erciyes Dağı’nın eteğindeki ovada yer alan Kültepe, tarihte birçok “ilk”e ev sahipliği yapmış olmasıyla dünya arkeolojisinin en önemli ören yerlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Yerleşimin Erken Tunç Çağı’nda başladığı Kültepe, Anadolu’nun bilinen en eski krallık merkezlerinden biridir. Hititlerden önce Anadolu’da yaşayan yerli halk olan Hattiler tarafından kurulan bu yerleşimin eski adı, çivi yazılı belgelerde Kaniş ya da Neşa olarak geçmektedir. “Kültepe” adı ise, 1871 yılında bölgede bulunan ve “Kapadokya Tabletleri” olarak da bilinen çivi yazılı belgelerin ortaya çıkarılmasıyla literatüre girmiştir.

Tarihi ve doğal ticaret yollarının kesişme noktasında bulunan Kültepe, M.Ö. 2. binyılda Kaniş Krallığı’nın merkezi ve Anadolu’daki Asur Ticaret Kolonileri sisteminin başkenti haline gelmiştir.
M.Ö. 3. bin yılın sonlarında bağımsızlığını kazanan Asur Krallığı, ekonomik geleceğini güvence altına almak amacıyla ticari reformlar gerçekleştirerek Anadolu ile sistemli bir ticaret ağı kurmuştur. Böylece M.Ö. 2. binyılın başlarında Anadolu ile Kuzey Mezopotamya arasında güçlü bir ticaret ağı oluşmuş, bu sistemin Anadolu’daki merkezi ise Kültepe-Kaniş olmuştur.
Bölgeye getirilen mallar buradan Anadolu’nun iç kesimlerine kadar dağıtılıyordu. Bu yönüyle Kültepe yalnızca dünyanın ilk organize ticaret merkezlerinden biri değil, aynı zamanda Anadolu’yu Kuzey Suriye ve Mezopotamya’nın gelişmiş uygarlıklarıyla buluşturan önemli bir kültür merkezi haline gelmiş.

Ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu sayesinde Kültepe, yüzyıllar boyunca önemini korudu. Asurlular, ticaret kervanlarının mallarını indirip dağıttıkları merkezlere “karum” adını veriyordu. Liman anlamına gelen bu terim, zamanla ticaret kolonilerini ifade eder hale geldi.
Asurlular Anadolu’nun pek çok önemli şehrinde karumlar kurmuş olsa da bu sistemin merkezi Kültepe’deki karumdu. Diğer ticaret merkezleri buradan yönetiliyor ve ticari faaliyetler bu merkez aracılığıyla koordine ediliyordu.
Kültepe Kaniş Karum Höyüğü 1925 yılında keşfedildi. O tarihten bu yana yapılan arkeolojik kazılarda, Asurlu tüccarların konakladığı ve ticaret yaptığı yaklaşık 40 yerleşim alanı tespit edildi. Ancak günümüze kadar yalnızca Kaniş (Kültepe) ve Hattuşa karumlarının yerleri kesin olarak belirlenebildi.
Kültepe’de gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan 23 bin 500 çivi yazılı tablet, Anadolu’da bugüne kadar bulunan en eski yazılı belgeler olarak kabul edilmektedir. Bu tabletler, Anadolu insanının yazıyla ilk kez Kültepe’de tanıştığını göstermektedir.
Asur çivi yazısıyla kaleme alınan bu belgeler; ticari anlaşmalar, borç senetleri, mektuplar, mühürler ve hukuki metinlerden oluşmaktadır. Tabletler sayesinde dönemin ekonomik hayatı, ticari ilişkileri ve toplumsal yapısı hakkında ayrıntılı bilgiler elde edilmektedir.
Belgelerde borç verme ve faiz sistemi, evlenme ve boşanma süreçleri, miras paylaşımı, köle ticareti, mahkeme kararları ve yerel yöneticilerle yapılan yazışmalar gibi konular da yer almaktadır. Ayrıca bu metinler, yaklaşık 4 bin yıl önce Anadolu’da kadınların belirli haklara sahip olduğunu da ortaya koymaktadır.

Dönemin tarihi ve coğrafyasına ışık tutan Kültepe tabletleri, 2015 yılında UNESCO tarafından Dünya Belleği Kütüğü’ne kaydedilmiştir. Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü ise 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır.
Kültepe, ne yazık ki Anadolu’nun en fazla zarar görmüş höyüklerinden biridir. Arkeolojik yöntemleri bilmeyen araştırmacıların ve define arayıcılarının yaptığı kazılar nedeniyle höyüğün önemli bir bölümü tahrip edilmiş.
1893-1894 yıllarında E. Chantre, 1906’da H. Winckler ve H. Grothe, 1925’te ise B. Hrozny tarafından gerçekleştirilen bilimsel olmayan kazılar bu tahribatın başlıca nedenleri arasında gösterilmektedir. Ayrıca geçmişte köylülerin toprak almak amacıyla höyüğün eski tabakalarına kadar kazı yapmaları, alanın yaklaşık üçte birinin araştırma yapılamaz hale gelmesine yol açmıştır.
Bölgede bilimsel kazılar ise 1948 yılında Türk Tarih Kurumu adına Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığında başlatılmıştır. Günümüzde kazı çalışmaları, Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu tarafından yürütülmektedir.
Kazılarda ortaya çıkarılan Asur, Geç Hitit, Helenistik, Roma, Pers ve Tabal dönemlerine ait eserler başta Kayseri Arkeoloji Müzesi olmak üzere Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.
Kültepe, Anadolu’nun yazıyla tanıştığı yer olarak yalnızca Türkiye tarihi için değil, dünya uygarlık tarihi açısından da büyük önem taşımaya devam etmekte.
Murat Tüzel
CHP İstanbul İl Başkanlığı Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı
Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı
Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği Turizm Kurulu Başkanı
Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi