Menü TURKHABER
Ufuk Sarıgül

Ufuk Sarıgül

Tarih: 26.03.2026 19:16

Hürmüz’de Çıkmaz: Güç mü, Matematik mi?

Facebook Twitter Linked-in

Dünya, çoğu kişinin fark etmediği bir kırılma anına doğru ilerliyor.

Gündemde askeri hareketlilik var. 82. Hava İndirme Tümeni’nin Orta Doğu’ya intikali konuşuluyor. Ancak asıl mesele sahada değil; masada yazılıyor. İran’ın ateşkes şartlarında.

Çünkü bu şartlar, Amerika’nın neden bir çıkış yolu bulamadığını açıkça ortaya koyuyor.

Bir tarafta Benjamin Netanyahu, diğer tarafta Donald Trump üzerinde baskı kurarak “daha sert vur” diyor. Aynı çağrı Mohammed bin Salman tarafından da yapılıyor.

Ama aynı anda ABD, İran’la müzakere yürütüyor.

Bu tablo bir stratejiden çok bir sıkışmışlığı işaret ediyor.

Çünkü İran’ın masaya koyduğu şartlardan biri, oyunun kurallarını değiştirecek nitelikte:

“Hürmüz Boğazı’nda geçiş koşulsuz olmayacak.”

Hürmüz Boğazı sadece bir su yolu değil; küresel enerji sisteminin kalbi. Ve İran, bu kalp üzerinde yeni bir düzen kurmak istiyor.

Eğer bu gerçekleşirse, mesele askeri olmaktan çıkar, ekonomik bir kırılmaya dönüşür.

1974’ten bu yana süren petrodolar sistemi ilk kez bu kadar ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya kalır. Petrol ticaretinde doların hâkimiyeti zayıflar, alternatif para birimleri devreye girer.

Bu, Amerika’nın en büyük gücünü hedef alır: borçlanabilme kapasitesini.

Peki Washington bunu kabul edebilir mi?

Zor.

Ama güç kullanırsa ne olur?

İran’ın mesajı net: Enerji altyapısına yönelik bir saldırı, bölgedeki tüm enerji sistemlerini hedef haline getirir.

Suudi Arabistan’ın rafinerileri, Katar’ın LNG tesisleri, BAE’nin terminalleri…

Yani mesele sadece bir boğazın kontrolü olmaktan çıkar.

Çünkü boğaz açık olsa bile, eğer yükleme noktaları yoksa, o boğazdan geçecek bir şey de kalmaz.

İşte çıkmaz tam burada başlıyor.

ABD güç kullanırsa, elinde işlevsiz bir geçiş hattı kalabilir.

Geri çekilirse?

Bu kez Hürmüz Boğazı üzerindeki denge kalıcı şekilde İran lehine değişir. Ve dünyada şu algı güçlenir: “ABD artık eski gücünde değil.”

Tarih bize benzer bir örnek sunuyor: Süveyş Krizi.

O kriz, İngiltere’nin küresel güç statüsünün sonunu simgelemişti.

Bugün benzer bir eşikte Amerika olabilir.

İki yol var. İkisi de ağır bedelli.

Güç kullanırsa, bölge yanar.

Geri çekilirse, güç algısı zedelenir.

Bu nedenle mesele artık tank, tüfek meselesi değil.

Mesele denge, strateji ve matematik meselesi.

Ve bazen en büyük güç, en zor denklem karşısında çaresiz kalır.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-DT9JLG88B3