Sanayi üretimi son bir yılda sadece %2,6 arttı. Önceki yıl üretim artışı ise yine %0,4’de kalmıştı.
İstihdam ise artmadığı gibi 21 bin kişi azaldı. Azalış özellikle sanayi sektöründen geliyor.
Anlayacağınız ülkemizde çarkların dönmesi açısından ciddi bir sıkıntı var.
Peki bu sorunlar nereden kaynaklanıyor? Bugün iki ayrı açıdan olaya bakacağız.
Burada iki kritik alan var.
1-TL’nin reel değeri
2-Reel faiz düzeyi
Önce TL’nin reel değerine bakalım. Maalesef bu ölçümü TÜİK verilerinden yapamıyoruz. Çünkü TÜİK’in açıkladığı enflasyon verileri gerçeği yansıtmıyor.
Gelin biz bunu açlık sınırı üzerinden ölçelim.
Aynı gıda ürünlerini 4 yıl önce 300 dolara satın alıyorken şimdi 722,7 dolara alıyoruz.
Bu durumu basit bir dille izah etmeye çalışalım: Diyelim ki son bir yılda fiyatlar yüzde 50 arttı ama kurlar sadece yüzde 25 arttı. İşte burada yerel para olan TL değerlenmiş olmaktadır.
Açlık Sınırına göre TL 4 yıl öncesine göre %140 reel değer kazanmış durumda. 2011-12 yıllarına göre ise yüzde 30 civarında bir reel değerlenme var.
Kısaca TL değerli bir para oldu.
Not: Son 4 yılda açlık sınırını ifade eden gıda fiyatları %635 artarken dolar kuru sadece %219 arttı.
Gelelim ticari kredilerdeki reel faize…
2011-2019 yılları içerisinde TL’de reel kredi faizi %5,0 olmuş.
Aynı dönemde açlık sınırı fiyatı ise 471,5 $
Şimdi durum nedir derseniz söyleyeyim: TL’de reel kredi faizi %15,2 ve açlık sınırı fiyatı ise 722,7 $
Hadi diyelim ki ABD’de yaşanan dolar enflasyonunu da dikkate almalıyız. O zaman 2012-2026 hesabını yapalım:
Açlık sınırı 2012 yılında 526,9 $ ve bunun bugünkü karşılığı 744 $ ediyor. Yani reel değer açısından 2012 yılına çok yaklaştık. Ama unutmayalım ki 2012 yılında kredilerde reel faiz sadece yüzde 4,6 seviyesindedir.
İşin özetini verelim: Eskiden de TL reel olarak değerlenmişti ama o zamanlar faiz oranları da düşüktü. Şimdilerde ise hem TL reel olarak değer kazanıyor hem de reel faiz yükseliyor.
Tekrar edelim: Eskiden TL reel değer kazanırken bunu düşük faizle finanse edebiliyorduk. Şimdi tam felaket yaşıyoruz: Hem TL reel değerleniyor hem de reel kredi faizi çok yüksek.
Yani sanayici için veya ticaret için tam bir iflas fırtınası ortamı.
Tutunacak tek bir dal yok.
SİYASİ RİSK
Enflasyonla mücadele programında yurtdışı CDS puanımız oldukça düştü. Şu sıralar 210 seviyelerinde dolaşıyor.
İyi ama bu düşüş TL kredi faizlerine yansımıyor.
Enflasyon %30,65 iken ticari kredi faizi %50,56… Yani reel kredi faizi %15,2 düzeyinde.
Geçen yıl Mart operasyonuna doğru reel kredi faizi yüzde 12,5 düzeyindeydi. Ekrem İmamoğlu operasyonu sonrası reel kredi faizleri yüzde 20,8’e kadar yükseldi.
Kısaca demokrasiden uzaklaştıkça riskler ekonomiye yansıtıldı. Ve olan üreticiye ve tacirlere oldu. Son faturayı da tüketici ödüyor tabii.
Bugün ekonomide yaşadığımız sıkıntıların temelini ekonomik risklerden ziyade siyasi riskler belirliyor. Bu demektir ki iktidar ekonomide yeterli refahı bulamadan seçime gidecektir. Ve seçimde de “kuru soğan yeriz Reis’i yedirmeyiz” atmosferine ihtiyaç duyacaktır.
Bakalım bu sefer ne gerekçe bulunacak?

https://www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kahveci/iflas-etmeye-hazir-misiniz-1606865