Bugün 14 Ağustos, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 20 Temmuz kadar önemli bir tarihin yıl dönümünü kutluyoruz. Tahakkümlere boyun eğmeyerek 49 yıl önce Kıbrıs’ta barışın egemen kılınması adına İkinci Barış Harekâtı gerçekleştirilmiştir. Ada’da Türk varlığı ilelebet garanti altına alınarak bugünkü sınırlar çizilmiştir.
Kıbrıs’taki Türk varlığını ve Ada’daki siyasi diplomatik gelişmeleri yüzyıllar öncesine kadar geriye götürebiliriz. Kıbrıs Barış Harekâtı’na giden sürecin kilometre taşları ise yakın tarih olarak nitelendirebileceğimiz 20’nci yüzyılda döşenmiştir.
1959 yılında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık ile Kıbrıs’taki Türk ve Rum toplulukları arasında imzalanan Zürih ve Londra Anlaşmaları ile Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Kıbrıs Cumhuriyeti temelinde Ada’da bulunan Kıbrıs Türklerine ve Rumlarına ortaklık esasına dayanarak oluşturulan anayasada eşit haklar verilmişti. İlgili anlaşmalara Ada dışında imza atan ülkeler Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörlüğünü üstlenmişlerdi.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki ortaklı doğuşundan sonra Rum tarafı Türk toplumunu pasivize edici uygulamalara ağırlık verdi. Rumlar Ada’nın her anlamıyla bir Rum ve Yunan adası olmasına yönelik çaba göstererek, Türk nüfusuna baskı kurmaya çalıştı. Bu girişimlerin bir sonucu olarak Rum tarafının 1963 yılında tek taraflı olarak Anayasa’yı feshetmesiyle Kıbrıs Cumhuriyeti fiilen son buldu ve yeni bir safhaya geçildi.
1963-1974 yılları arasında Rum tarafının Türkleri Ada’dan çıkarmak için gerçekleştirdiği insanlık dışı uygulamalara şahit olunmuştur. Kıbrıs Türkleri Barış Harekâtı’na kadar geçen 11 senelik süre zarfında her türlü baskıya rağmen Türk kimliğini korumayı başarmıştır.
1974 yılında Rum kesiminde Yunanistan destekçileri tarafından yapılan askeri darbe Ada’nın garantör devletlerinden Türkiye’yi endişelendirmiştir. Rum tarafının tehditkâr tavırlarına karşı tüm diplomatik adımlar atılmış ve diplomasinin sonuçsuz kalmasıyla Türkiye devleti tarafından askerî harekât seçeneği üzerinde karar kılınmıştı. Bunun sonucunda, 20 Temmuz 1974 tarihinde Birinci Kıbrıs Harekâtı gerçekleştirildi. Sonrasında Birleşmiş Milletler’in (BM) devreye girmesiyle harekât sonlandırılmıştır.
Kıbrıs’ta anayasal düzenin kurulması ve barışın sağlanması amacıyla tekrar diplomatik görüşmelere geçilmiş, Cenevre Konferansları çözümsüz kalmıştır. Rum tarafının verdiği taahhütleri yerine getirmemesinin yanı sıra Türk milletine karşı insanlık suçlarına devam etmesi sebebiyle Barış Harekâtı’nın İkinci Aşaması başlatılmıştır.
KKTC Cumhurbaşkanımız Sayın Ersin Tatar’ın verdiği bilgiler çerçevesinde o tarihlerde Rum tarafının baskıları neticesinde Kıbrıs Türk halkı Ada’nın %3’üne tekabül eden gettolarda yaşamaya mahkûm edilmişti.
Herkesin hafızasına kazınan “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla ve Türkiye’nin büyük desteğiyle başlatılan harekât başarıya ulaştı. Ada topraklarının %38’i ele geçirilerek, amaçlanan Lefke-Gazimağusa hattına ulaşıldı.
Yıllar içerisinde tüm bu tarihi süreci yorumladığımızda Kuzey Kıbrıs’taki kazanımlar kolay elde edilmemiştir. Kıbrıs’ta her türlü baskıya, silahlı şiddete, ekonomik yaptırımlara boyun eğmeden Türk kimliğine sahip çıkılmıştır.
Türkiye ve KKTC kader birlikleri üzerinden öncelikli olarak güvenliği hâkim kılarak, demokrasi ilkesini özümsemiş, refah düzeyi yüksek, yaşanılabilir bir Ada dizayn etmişlerdir.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın İkinci Aşamasının Yıl Dönümü vesilesiyle Türkiye ve KKTC’deki dönemin tüm liderlerine en derin saygılarımı sunuyorum. Ebediyete intikal etmiş tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.