Biz, "Terörsüz Türkiye" projesini eleştirdikçe, AKP, MHP ve DEM Parti çevreleri, hatta CHP, projenin devlet aklı ile yürütüldüğünü söyleyerek, halkın rızasını almaya çalıştı...
Devletin böyle bir aklı olamayacağını söyleyenleri de "barış istemiyorlar" diye suçlamaya çalıştılar.
Terörsüz Türkiye projesinin neye hizmet ettiğini, bu defa ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack açıkladı.
Tom Barrack, “Türkiye ile PKK arasındaki barış sürecine nasıl bakıyorsunuz” sorusuna, “Hayranım. Bence bu 40 yıllık bir kafa karışıklığı iklimi. Yürütülen barış sürecine baktığınızda çok iyi profesyoneller var. Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Hakan Fidan ve İbrahim Kalın Öcalan ve diğer Kürtlerle ilişki kurma konusunda harika bir iş çıkardılar. Ve bence bu yok daha uzun. Bu, Kürtlerin yaşadığı dört büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor. Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkân tanıma fırsatı. Bu yüzden Kürtler için umutluyum. Suriye bunun harika bir örneği oldu.” diye cevap verdi.
Başka lafa gerek yok; Tom Barrack, "Terörsüz Türkiye” sürecinin asıl hedefinin ne olduğunu olduğu gibi anlatmış.
Tom Barrack'a göre devlet aklı, Türkiye, Irak, Suriye ve İran'da yaşayan Kürtleri bir araya getirmeye çalışıyor? Tom Barrack'a göre devlet aklı, Fırat'ın doğusunun Türkiye'den koparılmasına hizmet ediyor! Halbuki hiçbir devlet, kendi bütünlüğünü yok etmek istemez. Öyleyse devlet aklı, hangi devletin aklıdır? Tom Barrack'ın temsil ettiği devletin aklı değil mi?
***
Bu arada bir başka gerçek daha ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, beynindeki tümör nedeniyle ameliyat edilen gazeteci Fatih Altaylı'yı arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Altaylı da Erdoğan'a teşekkür etti.
Peki ama Altaylı, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın suikasta kurban gidebileceği veya öldürülebileceği yönünde tehditte bulunduğu" gerekçesiyle 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmamış mıydı, 6 ay hapis yatmış değil miydi? Bu telefon, Altaylı’nın haksız olarak hapis yattığını ispatlamadı mı? Tehdit edilen, tehdit edeni arayıp “geçmiş olsun” der mi?
“Ne var bunda? Erdoğan, kendisi hakkında bu tür iddialarda bulunan birine karşı bile büyüklük gösteriyor” diyenler olabilir ama şayet öyleyse, aynı Erdoğan, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere CHP’li belediye başkanlarının hukuka aykırı olarak yani hiçbir somut delil olmadan cezaevinde tutulmasına karşı neden bir büyüklük göstermiyor?
Üstelik Erdoğan ailesinin, vakıflar üzerinden kontrol ettiği para miktarı ile ilgili haber yapan gazeteci İsmail Arı, bayramlaşmaya gittiği Tokat-Turhal’da “halkı yanıltıcı bilgi yaymak”tan yakalanıp gözaltına alındı! Oysa haberde bir yanlışlık varsa, muhataplar açıklama yapabilir, tekzip edebilir veya dava açabilirdi...
CHP’nin Adalet Bakanı’nın gayrımenkulleri hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na yaptığı başvuru, sonuçsuz kaldı. Çünkü kurulun başkanı Adalet Bakanı... Tapuları, “tapu sorgulama”dan soruşturanların da soruşturulduğu haberleri yayıldı.
Yani Özgür Özel’e dokunamıyorlar ama Erdoğan ailesi veya Adalet Bakanı hakkında haber yapanlar soruşturuluyor.
Bir hukuk devletinde böyle uygulamalar olabilir mi?
***
Londra merkezli The Economist dergisi ise “İran'daki savaşta Erdoğan ne kadar vazgeçilmez hale gelirse, Ekrem İmamoğlu'nun hapiste geçireceği süre de o kadar uzayacaktır. Ortadoğu'daki kaos, Erdoğan'ı Batı için vazgeçilmez kılıyor.” yorumu yaptı.
Ekrem İmamoğlu, hapisten Alman medyasına konuştu ve herhalde bu analizi de kastederek “Şu sıralar pek çok maske düşüyor. Bir zamanlar demokrasiyi savunuyor gibi görünen hükümetler, çıkarları örtüştüğünde otoriter rejimlerle işbirliği yapmaya dünden razılar. Açıkçası (Batı'dan) büyük bir beklentimiz yoktu; zira Batı Avrupa, özellikle göç meselesinde Türk hükümetinin vereceği tavizlere bel bağlıyor. Avrupalı hükümetler Türkiye'de demokrasinin çöküşüne çok dar ve pragmatik bir mercekten bakıyorlar... Ancak biz kimseden yardım beklemiyoruz. Milletimiz, kendi özgürlüğünü koruyacak haysiyete ve güce sahiptir.” dedi.
Öyle ya Atatürk, “Hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir. Temel ilke Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.” demedi mi? Bireysel özgürlük de böyle değil mi?
Öyleyse, CHP ve İmamoğlu’nun, ne pahasına olursa olsun, şimdi Tom Barrack’ın ifşa ettiği projeyi desteklememesi gerekirdi, değil mi?
https://www.yenicaggazetesi.com/tom-barrack-ve-the-economist-gercegi-acikladi-1011346h.htm