2024’te 61 milyar dolar, 2025’te de 65 milyar dolara dayanan turizm geliri görünce 2026 hedefini iyice şişirdiler.
“Artık yalnızca çok turist değil, kaliteli turist de çekiyoruz” dediler. Verdiler gazı… Madem öyleydi oteller fiyat artırdı, restoranlar menüyü güncelledi… Herkes sezona abanmıştı ki… Hop İran’da savaş çıktı.
***
Turist dediğin haritayı açar, İran neresi, Türkiye neresi diye bakmaz. “Aman canım, daha Türkiye sınırına çok var” diye kendini avutmaz.
Zira dışarıdan bakınca turizm sektörü deniz, kum, güneş gibi görünür. Oysa işin içinde algı vardır, güven vardır, ulaşım vardır, sigorta vardır, yakıt vardır, kredi vardır. Kısacası turizm dediğin mayolu finans sektörüdür.
***
Otel boş kalınca personel gideri durmaz. Elektrik faturası “müşteri azdı, bu ay idare edelim” demez. Gelir düşer maliyetler artar.
Bir de bunun üstüne petrol fiyatlarının fırlamasını, uçak biletlerinin kabarmasını koy… Maliyetine satsan bile pahalı kalırsın.
Haliyle rezervasyon iptalleri başlar. “Rota yeniden oluşturuldu…” sesini duyarsın. Turist İspanya’ya, İtalya’ya, Yunanistan’a sapar.
***
Keşke mesele yalnızca turistin yön değiştirmesi olsa… Turizm sektöründeki kredi hacmine bakıyorsun, 2026 Ocak ayında artış yüzde 153… Bunun Türkçe meali; turizmciler resmen bankaların oksijen tüpüne bağlı yaşıyor.
Turizmci de “Nasıl olsa turist gelir” diye borca girdi, otelini yeniledi, kapasite artırdı. Kimi büyümek için, kimi sadece günü çevirmek için krediye sarıldı.
***
Şimdi sen gelir akışını boz, rezervasyonu yavaşlat, maliyeti artır… Bak o düşük görünen batık kredi oranları nasıl bir anda huy değiştiriyor.
Çünkü turizm sektörü, para aktığı sürece sağlam görünür. Musluğu biraz kıs, altından borç çıkar, faiz çıkar, taksit çıkar, gerçek çıkar.
***
Bu durumda “Her şey kontrol altında, gelişmeleri izliyoruz” diyeceğine izlemeyip bir şeyler yapsana… Oturuyorlar hala!
Gerekirse vergi ertele. Kredi yapılandırması aç. Likidite desteği ver. Özellikle küçük işletmeleri koru. Dış pazarlara dönük güven kampanyasını başlat…
***
Zira turizm sadece tatil satmıyor. Döviz getiriyor. İstihdam sağlıyor. Esnafı döndürüyor. Banka kredilerinin geri dönüşünü ayakta tutuyor. Cari açığın üstünü örtüyor. Ekonomiyi kurtarıyor.
Şöyle anlatayım. İstanbul’da, Antalya’da Alman, Rus, İngiliz turist peşinde koşarken Van’ın can damarı İranlılar... Sadece 2024 ve 2025’te toplamda yaklaşık 1.5 milyon İranlı geldi Van’a…
Üstelik öyle gezip fotoğraf çekip dönmedi. Alışveriş yaptı, konakladı, para harcadı. Günlük kişi başı harcamaları 500 dolara yaklaştı.
***
Türkiye’ye iki yılda gelen 6 milyon 350 bin İranlıyı düşün… Bunun yüzde 30 azalması bile çok ciddi darbe olacak.
Bunu biliyor muyuz? Biliyoruz… Bu saatten sonra “Beklenmedik gelişmeler yaşandı” diyemezsin. Bunlar beklenen gelişmeler... O zaman hala neden duruyorlar? Bak onu bilmiyoruz. Zararları savaştan beter!
https://www.nefes.com.tr/yazarlar/murat-muratoglu/turizmde-sirenler-caliyor-111009