ABD başkanı Donald Trump’ın acelesi var; Maduro’yu derdest ettirip getirmesi üzerinden henüz bir hafta bile geçmemişken, Venezuela’nın doğal kaynaklarına el koyma işlemini başlatmış bulunuyor.
Cuma günü, yanına yardımcısını da alarak Amerikalı petrol firmaları yöneticileriyle bir toplantı yaptı Trump.
Venezuela’nın petrolünü artık kendisinin sayıyor ya, “Pamuk eller cebe” kampanyası için düzenlemişti o toplantıyı…
Petrol şirketleri, 100 milyar dolarlık bir bütçe ayıracaklar, geri bir teknolojiye sahip olduğu için Venezuela’nın yeterli üretim yapılamayan kuyularını tam kapasite çalıştıracaklar; onun hesabına göre…
Ancak dünyanın en büyük petrol şirketlerinin yöneticileri fazla istekli görünmemişler…
Daha doğrusu güvence istemişler…
‘Güvence’, ha…
“Elin -bu olayda bir başka ülkenin, Venezuela’nın- sana ait olmayan değerlerini ahbap-çavuş ilişkisi içerisinde bulunduğun bizlere yağmalatacaksın tamam da, ya işler beklediğin gibi gitmezse? Ya, ülkenin yeni devlet başkanı olarak atadığın kişi yerinde kalamaz veya söz verdiklerini yerine getirmezse ne olacak? Dahası: Uluslararası hukuk bakalım bu konuda ne diyor?”
İşadamlarının tereddütlerinin sebebi herhalde bunlar…
Trump’ın eski dönemi çağrıştıran bu tür kuşkucu yaklaşımlara ne cevap verdiği biliniyor.
İran’ın üzerine bomba yağdıracağı yolundaki açıklamalarına gösterilen tepkiye verdiği şaşırtıcı cevabı hatırlatayım:
“Bunun için uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Silahlı kuvvetlerin başkomutanı olarak yetkim, yalnızca kendi kişisel ahlakımla sınırlıdır.”
Kendisi uluslararası hukuku tanımıyor, yalnız kendisi olsa yine iyi, yardımcısının da hukukla başı hoş değil.
Göçmenlerle ilgili yeni oluşturulmuş güvenlik biriminin -kısaca ICE diye biliniyor- yolunu kestiği genç bir kadın, aracı içerisinde, görevlilerden birinin açtığı ateşle hayatını kaybetti, geçtiğimiz hafta…
Toplumsal faaliyetleriyle tanınan, ödüllü şair, üç çocuk annesi bir kadın…
İnsanlar ayağa kalktı.
O ayağa kalkan insanlara, Trump’ın başkan yardımcısı ne dedi biliyor musunuz?
Şunu: “O görevliye dokunulmayacak, cezalandırılmayacak da…”
Amerika’nın kovboy filmlerine konu olan ve genellikle ‘Vahşi Batı’ diye adlandırılan 150 yıl önceki dönemini geri getiriyor Donald Trump - JD Vance ikilisi…
Bu ikili, kendi gözü dönmüşlükleriyle, ABD’de de uzak-yakın coğrafyada da, istediklerini yapabileceklerine inanıyorlar. Emir ve talimatlarını dinleyen görevlilerin, uluslararası veya yerel hukuka aykırı davranışları olduğunda, onlara da dokunulmayacağını duyurmuş oluyorlar…
Acaba?
Yabancı bir ülkenin doğal kaynaklarına el konulduğunda görüldü; kendilerinden 100 milyar dolar harcayarak üretimi artırmaları beklenen para babaları ikili kadar gözü kara değiller…
Sonuçta yalnızca paralarını değil, hürriyetlerini kaybetme tehlikesi de var çünkü…
Güvence istemeleri bundan…
[İşadamları parayı devletten bekledikleri için de öyle davranıyor olabilir.]
Ancak Trump’ın acelesi var; çünkü yaşlı ve sağlığı da galiba iyi değil.
Dünya tarihi biraz da liderlerin sağlık durumlarının etkilediği olaylarla doludur.
Tıp doktoru olması yanında tarihçi kimliği de bulunan Dr. Bert E. Park’ın, dünya liderlerinin hastalıkları yüzünden yaşanan olumsuzlukları sergilediği hacimli kitabında -ismi: ‘The Impact of Illness on World Leaders’- çok sayıda örnek var.
İki dünya savaşı arasındaki dönemde, ABD başkanı Woodrow Wilson’un sağlıklı düşünmesini engelleyen bir dizi rahatsızlığı vardı.
“Sonraki 20 yılda” diyor Dr. Park, “Avrupa, birinci savaşın tamamlanmamış meselelerinin beslediği ikinci ve çok daha yıkıcı bir savaşa doğru kaçınılmaz biçimde sürüklendi. Bu savaşa dâhil olan başlıca ulusların bakış açısından, yaşlılık ve çöküşün, tarihçilerin bugüne kadar kabul ettiğinden çok daha büyük bir rol oynadığı görülmektedir.”
Ve devamı: “Yaşlanma ve hastalığın olumsuz etkileri, II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle sona ermedi. Mareşal Philippe Pétain, Nazi rejimiyle işbirliği yapan bir Fransız hükümetinin bunak vitrin figürü olarak görev yaptığında doksan yaşındaydı. Adolf Hitler’in kendisi de, 1941’den sonra, kısmen uyuşturucu kullanımının ve büyük olasılıkla temporal lob epilepsisinin yıkıcı etkilerinin yol açtığı bir kişilik bozukluğunun izlerini taşıyan kararlar nedeniyle bin yıllık Reich’ını kaybetti.”
Hitler’i çılgınlığa sevk eden, hastalıkları Dr. Park’a göre…
Dr. Park, savaş sonrası Avrupa’nın yeniden inşasının da ABD başkanı Roosevelt’in hastalıkları yüzünden sekteye uğradığı kanaatinde.
Kanı pıhtılaşmasın diye olacak, normalden çok fazla aspirin alıyormuş Trump, elinin üstündeki morluklar ondanmış…
Para babaları bunun da farkında olmalılar, güvence isterken…
https://www.karar.com/yazarlar/fehmi-koru/venezuelayi-aldi-guya-ama-para-babalari-guvence-istiyor-1606491