Menü TURKHABER
Arslan  Bulut

Arslan Bulut

Tarih: 25.03.2026 11:06

Ya devlet, halkı yanıltırsa

Facebook Twitter Linked-in

Hatay-Dörtyol’dan Kazım Yalçın yazdı:

“Sayın Bulut,

Devlet, ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ başlığı altında istediği özel ve tüzel kişiler hakkında idari ve adli süreç başlatıyor. Çok güzel, hukuk devletlerinde eğer bir eylem hakkında daha önce düzenlenmiş bir hukuki yaptırım öngörülmüşse herkesin boynu kıldan ince olmalıdır.

Peki aynı eylemi devletin yetkilileri yaparsa ki kimse peygamber torunu değil; bu durumda kim veya kimler ilgili kurum ve kişiler hakkında idari ve adli süreç başlatacak?

Bence bu konuda Dezenformasyon Başkanlığı özerkleştirilmeli ve yetkilendirilmelidir.”

***

Konuyu baştan ele alalım; devletin ilgili kurumları ve yetkilileri Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk davalarında, başından sonuna kadar halkı yanıltıcı bilgileri alenen yaymadı mı?

“Devleti FETÖ ele geçirmişti. Halkı yanıltıcı bilgiyi onlar yayıyordu” diyenler olabilir. Devlet, gereğini yapmamışsa, bu ihanetin sorumlusu, iftiraya uğrayan askerler ve aydınlar mıdır?

Şimdi CHP ve CHP’li belediye başkanları hakkında da alenen halkı yanıltıcı bilgi yayılıyor. Meselâ devletin bir kurumu olan TRT, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı makam odasındaki kasada balya balya paralar bulunduğuna dair yayın yaptı. Tutanakta ise kasada sadece başkanlık mührü bulunduğu yazıyordu. Kasa, bir önceki AKP’li başkan tarafından alınıp odaya konulmuştu. CHP yetkilileri, TRT’ye bu yalan haberi sordu. TRT, “stok görüntü kullandık” cevabını verdi. Bu “stok görüntü” sözüne dikkat etmek gerekir. Devletin bu önemli kurumu, stok görüntüyle, yani arşiv görüntüsüyle ana muhalefet partisine alenen iftira atmak için kullanılmıştır.

TRT’de bu iftira yayınını hazırlayan, yayınlanmasına emir veya onay verenler hakkında, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçundan soruşturma açılmamıştır.

Yargı, sadece muhalifler üzerinde kullanılan bir kılıç mıdır?

***

Genç bir kadın, evinde, bir intihar mektubuyla birlikte ölü bulunuyor. Arkadaşlarından biri, video mesajla bu olayın intihar değil cinayet olmasından şüphelendiğini açıklıyor. Derken, cinayetten şüphelendiğini söyleyen kişi, alelacele, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçundan tutuklanıyor!

Olayın intihar mı, cinayet mi olduğuna kim, ne zaman, hangi süre içinde ve hangi delillerle karar vermiş, o belli değil... Belki cinayet çıkacak belki çıkmayacak ama siz devlet olarak daha başından cinayet şüphesi üzerinde hiç durmayacağınızı belli ediyorsunuz! Bu olayda cinayetten şüphelenmek yasaklandı mı?

***

İBB davasında ve İzmit’teki parfüm fabrikası yangını davasında, gazetecilere, arka tarafta bir yer veriliyor. Salona bilgisayar ve telefonla girmek de yasak. Orada bulunan bir avukat, sanıklardan veya şikâyetçilerden birinin vekili değilse duruşmaya giremiyor. Hani duruşmalar aleniydi? Bu nasıl uygulama?

Gazeteci Alican Uludağ, "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlamalarıyla hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandı. Hangi ifadesiyle hakaret ettiği belli değil, hangi haberiyle halkı yanılttı, o da belli değil. İddianame bekleniyor...

Gazeteci İsmail Arı da bir süredir, önemli haberleriyle fincancı katırlarını ürkütmüş olmalı ki o da "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlamasıyla, üstelik bayram ziyaretine gittiği memleketinde tutuklandı.

Halkı ne şekilde yanıltmış, belli değil. Arkasında durduğu haberler doğru mu değil mi onu araştıran sa yok. İddianame bekleniyor...

Onların asıl suçu, iktidarı rahatsız etmek!

***

Biliyorum; bazıları anlamıyor ama ben burada kişileri veya bir partiyi değil, hukuk devletini savunuyorum.

Aslında İBB savasında, Ekrem İmamoğlu, diğer başkanlar ve belediye yetkilileri, hiç savunma yapmamalıydı. Çünkü kendilerine yöneltilen suçlamalar, iddianamede hiçbir somut delile dayandırılamadığı gibi belediye örgütü, terör örgütü yerine konulmuştur. Böyle bir iddianamenin kabul edildiği bir yargılamada hüküm baştan bellidir. Ortada hukuk mu var ki savunma yapılıyor?

Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk davalarında da sanıkların savunma yapmaması gerektiğini söylemiştim... O kaos ortamında sesimi duyan olmadı. Oysa Türk ordusuna kumpas kurulduğu, soruşturma başlarken belliydi. Sonunda CHP’ye de kumpas kurulduğu resmen kabul edilecek ama iş işten geçmiş olacak...

Bu sebeple, bu konuları normal bir hukuk düzeninde yaşıyormuşuz gibi ele alamayız. Hukuka aykırı uygulamalar içinde savunma yapmanın hiçbir kıymeti yoktur.

https://www.yenicaggazetesi.com/ya-devlet-halki-yaniltirsa-1011907h.htm


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-DT9JLG88B3