Bir terör örgütü olan HTŞ, ABD organizasyonuyla Suriye’de devlet olarak kabul edildi. Yine ABD, PKK’nın Suriye kolu olan YPG’nin başındaki Mazlum Abdi’yi meşrulaştırdıktan sonra, Münih’te de muhatap kabul etti. Abdi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile masaya oturtulduğu gibi AB liderleri tarafından da hoş karşılandı...
Türkiye’de ise Meclis’te kurulan bir komisyon, PKK’nın başındaki terörist Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve PKK’lılara af çıkarılması için çeşitli önerilerde bulundu.
Abdullah Öcalan’ın ise İmralı’da kendisini ziyaret edenlere, “Devlete de güvenmeyin. Devlet nedir? Ben devleti yeniden inşa ediyorum. Kürtleri de devlete yerleştiriyorum. Devleti Kürtleştirip, Kürtleri de devletleştiriyorum. Bu 10 tane sahte Kürt devletinden daha iyi bir şeydir.” dediği biliniyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Öcalan’dan bazen “kurucu önder” bazen de “PKK’nın kurucu önderi” diye bahsediyor.
Bu durumda devletleşen, Kürtler değil, Ermeni terör örgütü ASALA’nın devamı olan PKK oluyor!
***
Suriye’de terör örgütleri devletleştirildikten sonra sıranın Türkiye’de olduğu anlaşılıyor. Süreci koordine eden ABD’nin, İran’ın, anayasal askeri kurumu olan, Devrim Muhafızları Ordusu’nu "terör örgütü" ilan etmesinden sonra Avrupa Birliği de Devrim Muhafızları Ordusu’nu "terör örgütü" ilan etti.
İran Meclisi de ABD ve AB ordularını terörist ilan eden yasalar çıkardı.
Aslında terörizm, Batı dünyasının birinci yöntemidir. Vahşi sömürgecilik yaptıkları zaman da insan avlıyorlardı şimdi de öyle. ABD’de bulunan siyah nüfus Afrika’dan avlanıp getirilen ve köle olarak kullanılan insanların torunlarıdır. Epstein adasında da insan avı düzenlendiği iddiaları var.
İtalya'nın Milano kenti savcılığı ise Bosna Savaşı sırasında "eğlence için" Saraybosna'ya keskin nişancılık yapmaya giden İtalyanlar olduğu iddiası üzerine soruşturma başlattı.
Soruşturma, İtalyan gazeteci-yazar Ezio Gavazzeni'nin belgeler sunması üzerine başlatıldı. İtalyan basınındaki haberlere göre, Saraybosna kuşatması sırasında bazı zengin İtalyanların Sırp askerlerine para ödeyerek keskin nişancılık yaptığı öne sürülüyor.
Şikâyeti yapan Ezio Gavazzeni'ye göre "İtalya’nın yanı sıra Almanya, Fransa, İngiltere gibi başka ülkelerden çok sayıda insan, Saraybosna'nın üzerindeki tepelerden savunmasız sivillere ateş açtı ve bunu yapmak için Sırplara ‘muazzam’ meblağlar ödedi. Bugünün parasıyla 80 bin-100 bin euro'ya varan meblağlar..."
***
İnsan avı, Gazze’den sonra, Batı Şeria’da da devam ediyor. Buna rağmen, ABD Başkanı Donald Trump’ın oluşturduğu Gazze Barış Kurulu, ilk toplantısını Washington'da yaptı.
Toplantıya katılan Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, Trump'a, uluslararası topluma "yeniden umut sağladığı" için teşekkür eden Pena, barışa yönelik inisiyatifler konusunda Paraguay'ın desteğinin süreceğini belirtti.
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei de toplantıda Gazze'ye barış gücü göndermeye hazır olduklarını açıkladı.
Milei, Trump'ın liderliğini överek, küresel sorunlarla mücadelede kararlı diplomasiye ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Bunlar, kasabın bıçağını yalayan devlet başkanları!
Gerçi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, Washington'da katıldığı Gazze Barış Kurulu toplantısının verimli geçtiğini kaydederek, "Taraflar kabul ederse Uluslararası İstikrar Gücü'ne asker göndermek konusunda da Cumhurbaşkanımızın iradesi var. Biz aslında şu mesajı veriyoruz, ister insani yardım olsun, ister Gazze'nin yönetimi olsun, ister İstikrar Gücü'ne katkı olsun bütün bu alanlarda her türlü katkı vermeye hazırız. Müsait olan her alanda biz hiç beklemeden katkımızı veriyoruz." dedi.
***
Görüldüğü gibi ABD’nin, Gazze’de İsrail’e destek vererek işlediği terör suçlarını Barış Kurulu ile örtbas etmesinde, Paraguay ve Arjantin, devlet başkanı düzeyinde rol alıyor. Türkiye de asker göndererek sürece katkıda bulunmak istiyor.
HTŞ’yi Suriye’de devlet yapan, YPG’yi meşrulaştıran ve Abdullah Öcalan’ı “kurucu önder” yapacak olan süreci yönetenlerin, Gazze’de Amerikan projesinin dışına çıkması söz konusu olabilir mi?
https://www.yenicaggazetesi.com/yapilan-is-pkkyi-devletlestirmek-1002958h.htm