Menü TURKHABER
Arslan  Bulut

Arslan Bulut

Tarih: 19.03.2026 23:04

Yine eşek ve semer meselesi

Facebook Twitter Linked-in

TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, 2024 yılı Ekim ayında, Bursa Uludağ Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde, "Bu yılın sonunda TRT Farsça geliyor. İran’ı rahatsız etmek durumundayız. İran’ı rahatsız etmek zorundayız.” demişti.

TRT Genel Müdürü, Türkiye'nin dış politikasını belirleyemeyeceğine göre "İran'ı rahatsız etmek" için Dışişleri Bakanlığı’ndan talimat almış olması gerekiyordu. Türkiye’nin İran’ı rahatsız etmek yönünde bir dış politika benimsemesine, İran’ın Karabağ savaşında Ermenistan’ı desteklemesi mi yol açmıştı, yoksa bu yeni durum, ABD ve İsrail’in İran’a tasarladığı saldırılarla ilgili miydi? Öyle ya, 2024 yılı Ekim ayından sonra ABD İran’a ikinci defa saldırdı.

***

TRT, bir süredir İsrail’in Lübnan’a saldırılarını verirken habere “Katil İsrail” diye başlıyor. Bazı illerde, trafik ışıklarında bile “Katil İsrail” yazıyor... En son Trabzon’da görmüştüm. Hiç “Katil Amerika” yazan yok! Aşık Mahzuni’nin “Amerika katil, katil” türküsünü yayınlamalarını beklemiyorum ama ABD’ye tek eleştiri getiren yok.

Eşeğini dövemeyen semerini dövermiş...

***

Elbette Türkiye’nin başını belaya sokmamak gerekiyor ama Milli Savunma Bakanlığı, "Hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde alınan tedbirlerin yanı sıra, Adana’da konuşlu mevcut İspanya Patriot sistemine ilave olarak, Ramstein/Almanya’daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir Patriot sistemi daha Adana’da konuşlandırılmaktadır" açıklamasını yaptı.

Aynı açıklamada “İsrail’in, uluslararası ve insancıl hukuku ciddi bir şekilde ihlal ederek Lübnan’a gerçekleştirdiği saldırılar ve başlattığı kara harekâtı, bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştirmektedir.

Orta Doğu’da masum sivillerin hayatını kaybetmesine neden olan, bölgesel istikrar ve güvenliği her geçen gün daha fazla zedeleyen çatışmaların bir an önce sona ermesini temenni ediyor, küresel ekonomi ve enerji arzı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratan Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve kesintisiz şekilde işlerlik kazanmasının büyük önem taşıdığını vurguluyoruz.

Bu çerçevede, Türkiye gelişmeleri bölgesel barış ve istikrar perspektifiyle değerlendirmekte, tüm taraflara itidal ve uluslararası hukuka uygun hareket etme çağrısını yinelemektedir.” denildi. ,

***

İsrail, uluslararası hukuku tek başına mı ihlal ediyor yoksa ABD ile birlikte mi? Öyleyse sadece İsrail’i suçlamak doğru mudur?

Hürmüz Boğazı’nın açık olması dünya ekonomisi açısından önemlidir ama boğazı kapatmak da saldırıya uğrayan İran’ın savunmasıdır.

Türkiye’ye bir saldırı olsa, İstanbul ve Çanakkale Boğazları kapatılmayacak mı?

Türkiye, “Hürmüz Boğazı’nı açılması isteniyorsa İran’a saldırılar durdurulmalıdır” demek yerine taraflara itidal çağrısı yapmayı tercih etmektedir ki bu durum hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.

***

Açıklamada “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi son yıllarda Ada’ya silah yığılmasına ve diğer ülkelerin adayı kullanmasına izin vererek Kıbrıs’ı hedef haline getirmiştir. Ülkemiz, garantör ülke olarak sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil, adanın tamamının güvenliğini sağlamak için ilave tedbirler almaya devam etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatleri ile güvenliğini sağlamak konusundaki kararlılığımız tamdır. Garantörlüğün bize verdiği hakları kullanmaktan çekinmedik bundan sonra da çekinmeyeceğiz.” denilmesi yerindedir ama AB ülkeleri de Kıbrıs’a savaş gemilerini İran saldırısı bahanesiyle göndermiştir.

NATO’nun düşürdüğü füzeler ise Türk hava sahasını ihlal etmiş değildir. Füzeler, 100 kilometre yukarıdan geçerken, kimse “benim hava sahamı ihlal ettin” diyemez. Çünkü henüz uzayda hiçbir ülkenin egemenlik hakkı yoktur.

Kaldı ki Türkiye’ye düşen parçalar, İran füzelerine değil ABD hava savunma füzelerine aittir.

https://www.yenicaggazetesi.com/yine-esek-ve-semer-meselesi-1010391h.htm


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-DT9JLG88B3